İzmir Kültür Çalıştayı
24 Ekim 2009
İzmir rönesansının peşinde
Serhan Ada
 
İnsanın doğduğu kent hakkında yazması ne zor. Hele hayatının bir döneminde onu terk etmişse.  Bilerek ve isteyerek. Bir uçta, ‘biz ne kadar şendik’ üslubu. Bildiğimiz ‘kumru yer, mini etekli kızlarla kaç göç olmadan gezerdik’ diye başlayan yazılar cinsinden. Diğer uçta da, ‘bu şehirden hiçbir şey olmaz’ çekiştirmesi. İnsan her kelimede iki uçtan birine yakın hisseder kendini. Bellekteki duygusal kırıntıların gölgesinde, kökleri koparıp atmakla aslını inkâr etmemek arasında sıkışır kalır. Anarşist ruhunu kendisiyle beraber götüren Georges Brassens “bir yerlerde doğmuş o mutlu şapşallar.” deyip yine de SËte plajına gömülmeyi vasiyet etmemiş miydi? Bugün Luvr’da, Türk Mevsimi’nde, İzmir’den Smyrna’ya sergisi açılıyor. Tarihi şimdilik 8.500 yıl önceye giden (büyük kentler için ‘eldeki bilgilere göre’ demek daha doğru) İzmir’e ait parçalar sergilenecek. Çoğu Luvr’un vaktiyle kaçakçılardan satın aldıkları. Dünyanın başka büyük müzelerinden gelenler de var. O arada İzmir’in Tarih ve Sanat Müzesi’nden de. Galiba 2–3 yıl önce Luvr epey bir parçayı gönderip Ticaret Odası’nda sergilemişti. Luvr sergisinin adı dikkat çekici. İzmir’den Smyrna’ya. Tarihin o bilinen sırasını tersine çevirip bugünden geriye bakmak doğru yaklaşım.
 
Bugün İzmir’de Kültür Çalıştayı toplanıyor. İzmir’in kültür stratejisi konuşulacak. İzmir’de yaşayan, üreten, İzmir üzerine düşünen, yazan onlarca sanatçı, kültür insanı bir gün boyunca İzmir’in bugününden ileri bakacak. Geçmişteki parlak günlerden gözler kamaşmadan geleceğe bakmak zorlu iş. Bugün, kararlı ve vizyon sahibi bir yerel yönetimin evsahipliğinde İzmir’in bir kültür metropolü olarak oynayacağı rol üzerine kafa yorulacak. Belki bu toplantıda ortaya atılan öneriler daha geniş kesimlerin tartışmasına açılacak. Çalıştay, kültür stratejisinin temel taşlarının konulmasında önemli bir adım.
 
Helenistik dönemin tıp ve asıl sanat merkezi İzmir Doğu Akdeniz’in en önemli limanıydı. Bugün aynı role talip olmaması için bir neden yok. 2015 EXPO kenti olmak için yapılan çalışmalardan çıkarılacak dersler olmalı. İzmir finalde Milano’ya karşı ünvanı kaybetti. Ünvanın neden kaybedildiği değil nasıl kazanılabileceği asıl üzerinde durulması gereken.
 
En parlak döneminde, Smyrna’nın kalbi kozmopolit Agora’sıydı. Kazılar ilerledikçe bu daha iyi anlaşılıyor. Büyük kentleri büyük yapan kozmopolit kimliklerini kültürel sermayelerine katmaları. Bugünkü İzmir’in kültürel kimliği önemli bir potansiyeli barındırıyor. Bu potansiyelin iyi değerlendirilmesi İzmir’i Doğu Akdeniz’in kültür merkezi haline getirebilir. İzmirlilerin, sekiz kuşaktır orada yaşamış ya da sekiz ay önce gelmiş olmalarına bakmadan bu hareketliliğin parçası olması tek şart. Kemeraltı’nın bir kültür, sanat, tasarım havzası olarak İzmir’in kalbi olması mümkün. Belki bugünkü çalıştay, daha yakında kaçak malları Mısır’a iade eden Luvr’a bir mektup yollayarak kendi eserlerini geri isteyebilir. Tabii arada Luvr’a sergi için ödünç vermek şartıyla. İzmir’in rönesansı geçmişin geviş getirilmesiyle değil  bir sivil dirilişle olabilir. Ne zor insanın doğduğu şehir hakkında yazması. Urlalı Seferis’in şiirindeki denizin o ihtiyarı en güzel kanıtı. “Ülken benim; belki hiç kimseyim; lâkin senin istediğin olabilirim.”

Radikal
       1399 kez okundu
   Son eklenenler
İzmir'de Kültür ve Sanat3 Aralık
   En çok okunanlar
İzmir'de Kültür ve Sanat3 Aralık
Her hakkı İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne aittir.iletişim site haritası Gizlilik Politikası