İzmir Kültür Çalıştayı
24 Ekim 2009
Çalıştay Moderatörü Serhan Ada’nın Açılış Konuşması
Merhabalar, hoşgeldiniz. Burada bir gün sürecek toplantının çerçevesiyle ilgili kısa bir sunuş yapmak istiyorum. Bu topluluğun bir arada olmasını çok önemli görüyorum. Çünkü İzmir üzerine düşünen ve üreten insanların ve yerel yönetimin inisiyatifiyle, dönüştürülmüş bir fabrikada bir araya gelmesini, bundan sonraki kültürel üretim açısından önemli bir şekilde değerlendirmek gerektiği kanısındayım. Ancak girişi yapmadan bugün Türkiye’de kültür politikasının geldiği aşamayla ilgili sizlere kısaca bilgi vermek istiyorum. 2007 yılında Kültür Bakanlığı Avrupa Konseyi’ne Türkiye’nin kültür politikasının ulusal raporunu hazırlamaya, bu konuda taahhüt altına girmeye hazır olduğunu bildirdi. Bunun anlamı şudur: ulusal rapor Türkiye’deki resmi kurumlar yani Kültür Bakanlığı ve Dışişleri Bakanlığı tarafından hazırlandıktan sonra, Avrupa Konseyi kültür politikaları sistemi içinde sunulur ve bu süreç içinde Avrupa Konseyi’nin tayin ettiği bağımsız uzmanlar ilgili ülkeye giderek bu süreci denetlerler. Türkiye bu süreçte Avrupa ülkeleri arasında 29. sırada, örneğin komşumuz Rusya çoktan kültür politikasını bu sistem içine dahil etmiş durumda. İki yıldır Kültür Bakanlığı’ndaki üst düzey yetkililer, çeşitli dairelerin yetkilileri, Milli Eğitim Bakanlığı’ndakiler ve Milli Kütüphane’dekiler bu alanda çalışıyorlar bu kültür politikası belgesini hazırlamak üzere.
 
Son gelişme şudur; Avrupa Konseyi uzmanları 1-7 Kasım tarihleri arasında İstanbul’u ziyaret ederek, bu ön denetleme ve bilgi alma toplantıları dizisini başlatıyorlar. Bu demektir ki, 2010 yılının sonları ya da 2011 yılının başları itibarıyla, Türkiye’de bakan her gözün görebileceği bir ulusal kültür politikası, aynı zamanda Avrupa Konseyi uzmanlarınca denetlenmiş haliyle tamamlanmış olacaktır. En azından öyle deniliyor. Konsey uzmanlarının çalışmasını, bir “dış tehdit“, bir müdahale olarak değil, politika belgelerindeki tedbirlerin işlerliğinin sağlanması için ne gibi mekanizmaların olması gerektiği üzerine bir çalışma olarak algılamak gerekir. Yani daha önce bu alanda çalışmış uzmanlar gelip kültür aktörleriyle konuşuyorlar.
 
İşte bizim bugün yapmakta olduğumuz çalıştay böylesine bir çerçeve içinde yer alıyor. Ve bu çerçevede mesele sadece ulusal politikaların Ankara’dan belirlenip, ülkenin her yerinde Türkiye ölçeğinde bir ülkede uygulanmasından ibaret değil. Yerel düzeyde hazırlanacak kültür politikalarının getireceği bazı yeniliklerin, yaratıcı fikirlerin ve bazı uygulamaların ulusal politikaya ışık tutması ve yön göstermesi veya daha da önemlisi öncülük etmesi söz konusu olabilecek. Bu çerçevede İzmir’de yaptığımız bu toplantının Türkiye’deki illerin giderek yerel kültür stratejilerini oluşturmaya başladığı bir ortamda çok geçerli büyük önem taşıdığı kanısındayım.
 
Dün akşam, İlhan Tekeli hocamızın bu hafta içinde İzmir’de yapılan bir toplantıya sunduğu, İzmir’in farkları üzerine düşünmenin değişik yollarıyla ilgili yazısını hızla okudum. İlhan Hoca, orada İzmir’i belirleyen farklılıklara işaret ediyordu. İzmir’in farklılıklarını düşünürken aklıma şu da geldi: İzmirli, nereden gelmiş olursa olsun genel olarak geçmişine sahip çıkarken bir yandan da kendi kendini eleştirme konusunda da hiç tasarruflu davranan bir vatandaş konumunda değil. O konuda da, yani özeleştiri konusunda da son derece cömert davranıyor. Bu özellik bizler için bugünkü toplantıda bir çıkış noktası olabilir kanısındayım. Çünkü örneğin kültür endüstrileri alanında veya sanatlar alanında yapabildiklerimizden çok yapmak istediklerimiz, bugünden çok belki 2019 belirleyici olmalıdır. Burada bulunan heyetin bu konuda çok sözü olduğuna eminim. Hatta çağrılar ulaştıkça bana gelen cevaplardan biliyorum ki, çok sayıda katılımcı bu konuda küçük küçük notlar bile aldılar. Çalıştay bugünden sonrasını aydınlatmada çok yardımcı olacak.
 
Sizlere dağıttığımız belgeler arasında İzmir’deki başlıca kültür kurumlarının yöneticileriyle yapılmış görüşmelerin sonuçları var. Bu çalışmalarda hem İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Ahmed Adnan Saygun Merkezi’nde görevli iki akademisyen arkadaşım Dilek Tunalı ve Mehmet Kahyaoğlu’nun katkıları oldu. Hem de İstanbul Bilgi Üniversitesi Kültür Yönetimi Bölümü’nden arkadaşlarımın katkıları oldu.
 
Bizim bu ortak çalışmanın devamı ile ilgili bir dileğimiz var. Yerel yönetimin kararlılığında oluşan büyük bir inisiyatifi olduğunu herhalde Başkanımızın konuşmasında da gördünüz. Gerçekten de ortaya berrak bir vizyon çıkıyor. Fakat bundan sonraki misyonda sivillerin ve gençlerin aktif katılımını ve kültür alanında neredeyse dümene talip olacak kadar katılımını sağlamak çok önemli. Başkanımızın konuşmasındaki iki noktayı sizlere yeniden hatırlatmak istiyorum. Bunlardan bir tanesi sokak kenti olarak İzmir, ben buna denizi de dahil etmek istiyorum. Fransız tarihçi Fernand Braudel’in Akdeniz’inde toprakla deniz hep içiçedir. Ne zaman denizin toprağın alanına tecavüz ettiğini ya da ne zaman toprağın denizi doldurduğunu bilemeyiz. İkincisi de,“doğunun batısı ve batının doğusu„ olarak İzmir. Bu iki vurgu belirleyici.
 
Burada yapacağımız çalışma sadece kültür ve sanatlar için değil, ekonomik alanı içinde ipuçlarını sunacak. İzmir’in geçmişinde kültür ekonomilerinin aslında bugünden daha çok etkili olduğunu söylemek istiyorum. Son olarak kültürün toplumsal uyum, katılım ve barış anlamında da topluma katacakları olduğunu ama kültürün nihai çözümlemede politik alanda da söyleyecek sözü olduğunu hatırlatmak istiyorum. İzmir’in parlak geçmişine atıfta bulunurken geleceğe dönük dinamik yanlarını da hep beraber ortaya çıkarabileceğimiz verimli bir çalışma günü diliyorum, teşekkür ediyorum.
       3768 kez okundu
   Son eklenenler
Çalıştay Moderatörü Serhan Ada’nın Açılış Konuşması15 Aralık
Sabah Oturumu15 Aralık
İzmir'de Kültür ve Sanat3 Aralık
   En çok okunanlar
İzmir'de Kültür ve Sanat3 Aralık
Sabah Oturumu15 Aralık
Çalıştay Moderatörü Serhan Ada’nın Açılış Konuşması15 Aralık
Her hakkı İzmir Büyükşehir Belediyesi'ne aittir.iletişim site haritası Gizlilik Politikası